Sağlam Bir E-Ticaret Marka Stratejisi İçin Dikkat Edilmesi Gereken Teknikler

magnifying-glass-562570_1280

Bir önceki yazımda marka değerinin bir E-ticaret firması için ne kadar önemli olduğuna değinmiştim.

Doğru bir E-ticaret Marka Stratejisi yaratmak için özellikle şu kurallara dikkat etmemiz gerekir;

  • Markanızın Vaadini net belirleyin ve tüketicilerin sizi tercih etmesi için özel bir neden verin. (USP- Unique Selling Proposition). Böylece diğer markalara göre kendinizi konumlandırmanız (positioning) ve farklılaştırmanız (differantiation) çok daha kolay olacaktır. (Örn: Satın aldığınız ürünler tamamen el yapımı ve size özel üretilmiştir)
  • Sunduğunuz hizmete farklı ve üstün bir özellik tanımlayın ve bu özelliğini USP olarak kullanın. Eğer kalite imajınızı güçlü tutarsanız iade ve değişim oranlarının da otomatik olarak düştüğünü göreceksiniz. Türkiye’de e-ticaret’in -Özellikle de Private Shopping sitelerinde- en büyük problemlerinden birinin iade oranları olduğunu ve bu yüzden karlılık rakamlarının oldukça etkilendiğini gözlemliyoruz.
  • Marka yaratmanın kurallarını değiştirin. Evet, bu çok riskli bir yöntem ama her zaman dikkat çeker. Özellikle ülkemizde Sosyal Medya penetrasyonu bu kadar yüksekken e-ticaret firmalarının kendilerinden bahsettirebilecekleri “viral aksiyonlar “ almaları – tabii ki eğer süreç de doğru yönetilebilirse- marka algısını arttıracak ve markayı da başarıya taşıyacaktır. Burada amaç zaten insanları konuşturabilmektir.
  • Müşteri memnuniyetine önem verin. Benim e-ticaret markası yaratmakta en çok inandığım kural budur. Çünkü müşteri ne kadar mutlu olursa bu o kadar viral etki yaratacaktır. Ve en güzeli bu viral etki “doğal” olacaktır. Amazon’un bu kadar büyük bir marka olmasının en büyük nedeni doğru kurgulanmış CRM süreçleri ve bu süreçleri destekleyen müşteri hizmetleri anlayışı olmuştur. E-ticarette bazı müşterileri –haklı ya da haksız- mutlu etmenin maliyetinin yeni ve başarılı bir marka yaratmak için kullanılacak medya harcamalarının yanında bir hiç olduğunu unutmayalım. Minik jestler, kişiselleştirilmiş fırsatlar her zaman sizin hakkınızda iyi etki yaratacaktır. “Bu marka beni kendi ticari başarısından daha fazla düşünüyor” algısı, ufak ama sadakate neden olan bir yaklaşımdır.
  • Kişiselleştirin. Bu teknolojinin sunduğu en büyük nimetlerden biridir. Interaktivite, kişisel tüm aksiyonların kayıt altına alınabilmesi ve sosyal medya entegrasyonu sayesinde zaten müşteriyi artık çok daha fazla tanıyoruz. Bu bilgilerin CRM süreçleri haline getirilmesi, doğru zamanda, doğru mesajın baştan belirlenmesi, gelişmiş e-mail ve SMS araçlarının kullanılması kişiselleştirmeyi başarılı bir pazarlama stratejisi haline getirmektedir. Müşteri arka planda her ne kadar teknoloji ile çalışan bir sistem olsa da yaşadığı kişiselleştirilmiş deneyimi kesinlikle pozitif algılayacak ve markanız ile gönüllü etkileşimini arttıracaktır. Burada en fazla dikkat edilmesi gereken konu tabii ki mesajın doğru zamanda doğru kişiye ulaşmasını sağlamak ve veriyi sürekli güncel tutmaktır. Eğer kişiselleştirelim derken kişi ile hiç alakası olmayan bir mesaj ya da hizmet sunarsanız tabii ki kaş yapalım derken göz çıkartmış olursunuz.
  • Sosyal Sorumluluk Kampanyalarını Destekleyin. Yapılan araştırmalar sosyal medyanın viral etkisi ile herhangi bir sosyal sorumluluk kampanyasının tüketicilerin gözünde minimum 5 yıl süren pozitif bir algı yarattığı belirtilmektedir. Amazon’un 2013 yılında Cannes Lions Özel Ödüllerinden birini aldığı Awaken by Amazon, sosyal sorumluluk ile birlikte müşteriye fayda yaratma ve satışa yönlendirme açısından da başarıyla kurgulanmış bir örnektir.
Reklamlar

Dijital Bir Dünyada Marka Yaratmanın Değeri?

Bugün kızınızın sınıf öğretmeni sizi aradı ve hafta sonu gösterisi için bale kıyafetinin hazır olup olmadığını sordu. Nasıl yani? Üstelik bu bilginin yer aldığı kağıdı 1 hafta önce kızınız ile eve gönderdiğini belirtti. İyi de siz 4 gün içinde bale kıyafeti nereden bulacaksınız? Üstelik bale kıyafeti nerede satılır bunu bile bilmiyorsunuz…!

30_11

Bu durumda yapacağınız ilk işin ne olacağını çok iyi tahmin ediyorum. Google’a girip “bale kıyafeti” araması yaparak size bir an önce bu ürünü ulaştırabilecek bir firma bulmaya çalışacaksınız. Evet, firmalar listelendi. Tek tek tıkladınız. Online alışveriş olanağı sağlayanlara baktınız. Hatta birçok ürün arasından fiyat karşılaştırması yaptınız. Bu arada birçok adwords reklamı, bir çok retargeting reklam, hatta birkaç tane online mukayese sitesi ile de karşılaştınız. İyi de şimdi hangisini satın alacaksınız? En güvendiğiniz firmadan mı? Size en sempatik görünen siteden mi? En ucuza ürün satandan mı? Size sunduğu kampanya olanaklarını beğendiğinizden mi? Günün sonunda bir karar vereceksiniz ama ne siz ne biz bu kararın “NASIL?” alınacağını önceden bilemeyeceğiz.

Yıllardır pazarlama sektörünün bir ürün ya da hizmeti satabilmek için gerekli olan tüm nimetleri kullanmaya çalıştığını biliyoruz. Ama maalesef kimse homoekonomikus değil. Yani satın alma kararını sadece mantıki ve ekonomik kararlar ile alan ve duygusal motivleri satın alma kararını etkilemeyen varlıklar değiliz. Öyle olsaydık zaten hayat çok daha kolay – ama bir o kadar da sevimsiz  – olurdu.

Evet performansa dayalı pazarlama çok önemli. Hem yatırım getirisini çok doğru bir şekilde ölçebiliyorsunuz, hem de performans elde ettikçe bütçe harcıyorsunuz. Nereye gittiğini tam olarak da bilemediğiniz milyonları medya planlamalara harcamıyorsunuz. Ama tüketici için hala marka algısı çok önemli. Eğer Marka kişide yüksek bir etki bıraktıysa güven duygusu çok daha yüksek oluyor ve müşteriye ne fayda sağlarsanız sağlayın kendini o marka ile etkileşime girdiği için “iyi” hissediyor.

Başarılı ve güçlü bir marka yaratmak ve buna uygun ve istikrarlı bir imaj yaratmak her zaman çok önemli olmuştur. Peki bir e-ticaret markası için marka stratejisi nasıl oluşturulmalıdır?

Marka Stratejiniz en basit tanımıyla müşterilerinizin sizi ve ürünlerinizi nasıl görmesini istediğinizdir. Buna göre firmanızı konumlandırmanız ve bir fark ortaya koyabilmeniz pazarlama stratejinizin ilk adımı olacaktır.

E-ticaret mağazaları Gerek yeni müşteri kazanmak (acquisition) , gerek mevcut müşteriyi elde tutmak (retention) ve gerek mevcut Müşterileri daha sadık hale getirebilmek için (loyalty) marka stratejini hala güçlü bir pazarlama aracı olarak kullanmaktadır.

Bu stratejik tanımla ilk başta sağlam bir şekilde yapılmadığı takdirde zaman içinde yeni deneyimler kazanmak ve geri dönüp yeniden düzeltme yoluna gitmek müşterilerin negatif direncine neden olacaktır.

Peki Sağlam bir E-ticaret Marka Stratejisi için cevaplanması gereken sorular nelerdir?  Bunu da bir sonraki yazımızda inceleyeceğiz.

Yoksa Siz Hala Annenizin Pazarlama Yöneticisiyle mi Çalışıyorsunuz?

Yıllardır verdiğim eğitimlerde Dijital Pazarlamanın tanımını yaparım. Ama günün sonunda hep aynı fikri savunmuşumdur; Pazarlama tektir. Zaten pazarlama stratejisinin doğru belirlenmesi ve doğru uygulanabilmesi için teknolojinin tüm nimetleri kullanılmalı, tüm fırsatlar değerlendirilmelidir.

Peki, Pazarlama üst düzey yöneticileri bu nimetleri iyi algılayabiliyor ve iyi kullanabiliyor mu?

Günümüzde bu konuda en büyük görev ajanslara düşüyor. Özellikle bir iletişim kampanyasında 360 derece öneri sunabilen ajanslar mutlaka iletişim karmasına dijital projeleri ve mobil teknolojileri bütünleştirmeye çalışıyor. Fakat bu yaratıcı çabalar genellikle kampanya bazlı olup, firmalar adına genel bir stratejisi oluşmasını sağlamıyor. İşte bu noktada Pazarlama Profesyoneli aslında bütün pazarlama stratejisinin dijital ayağını uzun vadeli planlarına entegre etmeli, yenilik ve gelişmeleri ve hatta teknolojiyi iyi takip etmeli ve bu teknolojiyi işine nasıl uygulayabileceği konusunda yeterli yaratıcılığa sahip olmalıdır.

Hatta dijital medya ve teknolojilerin en büyük nimeti olan Hedefleme, Pazar Araştırma, Analiz ve İnteraktivite konularında tüm olanakları en yüksek seviyede kullanabilmelidir.  Çünkü en iyi niyetli ajans bile firma adına bu kadar önemli ve yön verici kararları alabilmekle yetersiz kalabilecektir.

İngiltere ve ABD’de artık sadece reklam ajanslarının değil, Coca Cola, Nike, Unilever gibi büyük firmaların da pazarlama departmanlarında teknoloji ekipleri kurulduğunu ve hatta pazarlama bütçesinin %25 – % 30 gibi bir payının teknoloji yatırımlarına ayırıldığını gözlemliyoruz. Bu yatırımlar sadece pazarlama iletişiminde değil artık temel pazarlama karması 4P’de yer alan Product- Ürün ve Place- Dağıtım kanallarının belirlenmesinde de önemli rol oynamaktadır.

Sonuç olarak bundan sonra pazarlama üst düzey yöneticilerinin daha büyük değişimlere uğraması, bilgi birikimlerini arttırmaları ve daha vizyoner bir bakış açısı kazanmaları kaçınılmaz bir hale gelecektir.

Pazarlamada Yaratıcılık Dönemi Şimdi Başlıyor…

Dijital Pazarlama günümüzde en popüler konu başlıklarından biri haline geldi.

Tüm Pazarlama dünyası bu yeni dünyanın nimetlerinden yararlanmak istiyor…

Tek sorun aslında Dijital Pazarlamanın bir pazarlama taktiği olarak görülmesi…Aslında Dijitallik bir değişim sürecinin önemli bir parçası..Klasik tanıtım mecralardan , her bireyin bir mecra haline dönüşme hikayesi…

Bu süreç tüm pazarlama profesyonelleri açısından çok hızlı, çok yaratıcı ve çok iyi gözlemci olma zamanı…

Çünkü herşey çok hızlı değişiyor.